|
Super Moderator
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 15.282
|
Hangisi Gıymatlı
hangisi gıymatlı?
Bundan 30-40 sene evvel filinta gibi bir delikanli olarak ilk tayin yerim olan Erikli Köyü Saglik Ocagi'ni kurmak için gitmistim. ''Hazir ugramisken.' deyip, Kaymakam Bey elime bir kagit tutusturmustu. Çiçek asisina dair bir emir vardi. Çantami, ilaçlarimi, ignelerimi yeniden gözden geçirdikten sonra atima binerek Erikli Köyü'nün yolunu tuttum. Ikibuçuk saat at sirtinda yol aldiktan sonra Köye ulastim. Köyde beni muhtar karsiladi.
-Hos geldin beg...
-Hos bulduk, dedim.
-Hayirdir?
-Asi yapacagim da..
-Ne asisi?
-Çiçek..
-Çok eyi.. insanlara mi?
-Tabii insanlara.
-Zor begim!
-Nedenmis o?
-Olmazlar da ondan begim..
-Ama salgin var!
-Buraya salgin neyin ugramaz beyim.
-Sen köylüyü topla!
Biraz sonra baktim, köyün korucusu hem düdügünü öttürüyor hem de bagiriyor:
- Ey ehali gasabadan pangaci geldi... Sizinnen gredi lafini konusacak!
- Yahu ben bankaci filan degilim, dedim.
-Sen bilmen begim asi-masi dirsek birtekini topliyamak, isin içine para lafini gatacan ki millet toplana...
Biraz sonra köyün biricik, isli ve rutubetli kahvesi tiklim tiklim doluydu. Ayaga kalktim:
- Köylü kardeslerim, dedim. Simdi sizlere, insanligi mahveden, girdigi yerde felaketler meydana getiren bir konudan bahsedecegim...
Ön tarafta oturmakta olan pala biyikli biri :
- Begim, ilkin girediden agnat, sonama hekayeni agnadin, dedi.
Kizdim:
- Ben buraya krediden bahsetmege gelmedim!
Muhtar araya girdi:
-Yahu, digneyin hele... Bakin, size memur bey çiçekden bahsedecek, dedi.
-Ne çiçegi? diye köylüler sordular.
-Hastalik çiçegi
-Ganiser mi bu?
-Yoo, dedim.
-Ölese niye diyniyek begim?
-Ama, çiçek de öldürür ...
Arka taraftan bir ihtiyar ayaga kalkarak:
- Begim, dedi, camiye gidecam, ne diyeceksen çabik de!
- Size çiçek asisi vurmaga geldim.
Hepsi birden ayaga firladilar:
- Ne asi mi? diye bagirdilar.
Sonra muhtara dönerek:
- Ula Iriza, bosuna ismini Dönek Iriza gomamislar, bizi gandirdin gene, dediler.
- Yahu köylü kardeslerim, durun yahu, size çiçegin neler yaptigini anlatayim, ndan sonra gidin.
- Yoh begim yoh. Biz biliyok. Çoh duyduk bu lflari. Bu hasdalik naaparmis, erkesi öldürürmüs.. Asi olmazsak, tüm ev halki givrana givrana ruhunu teslim idermis. Garnimiz tok beyim bu Iaflara, tok... Biz, inne minne vurdurmuyok.
-Yahu, bu igne degil, çizik.
-Cizik mizik. Anlamak biz öyle seyden.
Kahve bir anda bosaldi. Muhtar:
- Dimedim mi begim? dedi, bunlar furdurmazlar diye.
-Neden?
-Bilmem emme, furdurmazlar isde. ama gönlün galmasin, gel bana fur!
Iyice canim sIkilmisti. Çantamdan, ilaci ve igneyi çikarirken muhtar:
-Beyim, agridiyosa, az fur ha! dedi.
-Yahu iki çizik atacagim.
-At begim at, emme isden güçden galmayim da...
Korka korka uzatti kolunu. Asisini yaptim:
-Hani acidi mi? diye sordum.
-Yoo, sinek issirir gibi oldu. Yok begim, su köylü milletinde akil denen sey yoh. ökümat bu kaddar mesarif etsin, asici göndersin, sen gel asi olma da gaç.
Kalkti, kahvecinin kolundan yapisti:
-Gel buraya, dedi.
O koskoca adami görecektiniz, sanki ameliyat edecekmisizi gibi korkuyordu.
-Gel buraya, alti üstü iki cizik.
-Gurban miktar, su duvardaki senin ciziklarin hepsini silem, tek baa giyma!
-Fur simdi, memur efendi, golunu eyicene yakaladim, gaçamaz!
Adam, bir debeleniyor, bir bagiriyor ki, demeyin gitsin:
- Baa acimiyosunuz, bari çoluguma çocuguma aciyin....
Asi yapmaga muvaffak oldum.
...
Üzgün bir şekilde kasabaya döndüm. Dogruca kaymakamin evine gittim:
-Olmadi efendim, dedim.
-Ne olmadi?
-Aşı. Köylüler aşı olmuyorlar.
-Baytari götürmedin mi?
-Hayvan aşısı degil bu kaymakam bey!
Güldü:
-Toysun daha, dedi. Bizim memlekette, köylere asi vurmaga gidecegin zaman baytari da yaninda götüreceksin!
-Vallahi bir şey anlamadim efendim.
-Anlamazsin, anlamazsin... Yarin giderken baytari da götür o bilir işini!..
Ikinci gün, ayni köye baytarla gittik.
Köylü nasil egiliyor baytarin önünde, nerdeyse yere kapanacaklar. Daha bizi kahveye oturmadan iki tepsi yemek gelmisti. içinde sadece kus sütü eksik... Biz, kahvelerimizi içtigimiz anda, köyün meydanligi, ineklerle, öküzlerle, buzagilarla dolmustu. Hatta, öne geçmek için bir birbirleriyle kavga ediyorlardi. Baytar:
-Hazır mısın? diye sordu.
-Hazırım, dedim.
Ayaga kalktı:
-Köylüler, diye bagirdi, son günlerde, insanlarda olan ve insanlardan sığırlara bulaşan bir hastalik, çevrenin tüm sığırlarını kasip kavurmaktadir .
Köylüler:
-Abooov, dime baytar efendi diye hayretle gözlerini açtilar.
-Bu hastalik, geçen ay içerisinde, ilçemizden dörtyüz hayvanin ölümüne sebep oldu...
-Aman baytar efendi, ocagina düstük!...
-Simdi kollarinizi sivayin? Sizin aşılarınızı, sağlık memuru arkadas, sığırlarinizinkini de ben yapacagim!
Sanki, altina hücum varmis gibi, köylü masama saldirdi. Dün, zorla asi yaptigimiz kahveci kolunu siyirmis:
-Fur begim, diyordu
-Sen dün oldun, dedim.
-Fur begirn, fur, artik mal göz çikarmaz ya! Iki kere olursak daha eyi olur.
-Dün neden zorluk çikariyordun?
-Ne bilem ben begim. Sen heç heyvan lafi etmedin ki!
__________________
|