davranışta incelik
İnsanoğlu büyük kayaları parçalamış; parçalar yontmuş; yontulmuş taşları parlatmış; böylece taşa damgasını vurmuş; tarihe de “Kaba Taş Devri”, “Yontma Taş Devri” ve “Cilalı Taş Devri” olarak yazdırmıştır adını…
Bu gün taş devrinden çok ileride bulunmaktayız. Dün taşla oyun oynayan insan, bugün ışıkla oyun oynamaktadır. Dün taşa şekil verenler bugün ışığa şekil vermektedir.
Kendi dışında her şeye şekil vermekle uğraşan insanoğlunun kendine, kendi davranışlarına şekil vermemesi düşünülebilir mi? Asla düşünülemez. İnsan, acıktığı için harekete geçer. Fakat bu harekete geçişin ve hareketi sonlandırışın, bir kural çerçevesinde olmasını ister. Bu istek iledir ki nerede, ne şekilde, ne ile besleneceğini bilir. Bu bilinçledir ki insan, acıkır acıkmaz, çevresinde ne varsa tüketen bir varlık değildir. Acıktığını hisseder, ne tür yiyecek istediğini anlar, yiyeceğin kendine ait olmasına dikkat eder, kültürel ve kişisel tercihine göre yiyecekleri pişirir veya hazırlar; diğer bütün kurallara da özen göstererek beslenme ihtiyacını karşılar. Bu, insanoğlunun bir toplum içinde yaşamasının sonucu olmakla birlikte, insanoğlu için aynı zamanda doğal bir durumdur. O, toplum içinde yaşamasa da, yaratılış özellikleriyle en doğruyu yapabilecek yetenektedir. Bu yetenekler, ilişkilere bir anlam kazandırır; karmaşıklıktan kurtarır; davranışlara düzen getirir. Fakat insanlar, çoğu zaman bu yeteneklerinin farkına varmazlar; varsalar da ona uygun davranış gösteremezler. Antony Robbins’in dediği gibi: “Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir, ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.”
Her insanın yaratılıştan gelen özellikleriyle “davranış inceliği”ne sahip olduğunu görüyoruz. Fakat sahip olmak yetmiyor; bu sahip olunan bilgileri eyleme geçirmek gerekiyor. Niyetlerin iyi olması çok güzel; daha güzel olanı ise iyi niyetlerin iyi davranışlarla süslenmesidir. Biz, insanlarımızın niyetlerinin ve davranışlarının güzel olduğu ön kabulüyle hareket ediyoruz. Buradaki amacımız; bir şeyler öğretmekten çok, bilinenleri tekrar etmektir. Çünkü tekrar, öğrenmeyi güçlendirir, kalıcı hale getirir. Zaten hayatımızı şekillendiren de ara sıra yaptığımız şeyler değil sürekli olarak yaptığımız şeylerdir.
GÖRGÜ KURALLARI
Görgü kuralları çeşitli durumlarda uyulması gereken ayrıntılı formalitelerdir. Bu kurallar toplumsal kesimleri ve grupları birbirinden ayırma ve yaşamı kolaylaştırma, ilişkileri düzenleme işlevine sahiptir.
Yasal hiçbir yaptırımı olmayan görgü kuralları çiğnendiği zaman, uyumsuz sayılan bireyler toplum tarafından dışlanır.
GÖRGÜLÜ İNSANIN NİTELİKLERİ
Bir toplulukta aynı statüde olan insanlardan bazıları çok sevilirken bazıları daha az sevilmektedir. Bunun nedeni, bu insanların gösterdikleri sevgi, terbiye, saygı ve nezaket seviyelerinin farklı olmasıdır. İnsanların sevilmesi, sayılması, aranılır olması nezaket kurallarını ne ölçüde bildiği ve ne kadarını uyguladığı ile alakalıdır.
“Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi siz de başkasına yapmayınız” düsturuna göre hareket etmemiz gerekmektedir. Size nazik ve kibar davranılmasını istiyorsanız siz de başkasına nazik ve kibar davranmak zorundasınız. İnsanı diğer biyolojik canlılardan ayıran temel özellik, toplu halde yaşaması değil, toplu halde yaşamanın inceliklerini bilmesidir.
BAZI GÖRGÜ VE NEZAKET KURALLARI
ZİYARET-MİSAFİRLİK VE VEDALAŞMA KURALLARI
• Ne kadar samimi olursak olalım ziyaret edeceğimiz insanları önceden bilgilendirmeliyiz.
• Temel prensip davetsiz misafir olmamaktır.
• Randevu saatine uymalıyız
• Temiz ve düzenli bir şekilde, mümkünse bir hediye ile ziyaretler yapılmalıdır.
• Kapıyı çaldıktan sonra kapının hemen ağzında değil, daha geride, evin içini göremeyecek şekilde kapının açılmasını beklemeliyiz.
• Eve girerken ev sahibinin yer göstermesini beklemeli ve etraf meraklı gözlerle incelenmemelidir.
• Yemek sofrası kurulduğunda, ev sahibi davet etmeden oturmamalı ve yemeği beğenmesek dahi bunu hal ve tavırlarımızla bile belli etmemeliyiz. Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer ve medeni bir şekilde ev sahibine teşekkür eder.
• Yatıya kalıyorsak üç günden fazla kalınmamalıdır.
• Ev sahibi de misafirliğe gelmek isteyenleri mümkün olduğunca reddetmemeli.
• Ev sahibi bütün misafirlerine aynı derecede yakınlık ve güler yüz göstermelidir.
• Evi temiz tutmalı ve gereken hazırlığı yapmalıdır.
• Misafirin yanında sık sık saate bakmamalı, sıkıldığını belli eden hal ve tavırlardan sakınmalıyız.
• Misafirlere ikramda bulunurken üç kereden fazla ısrar edilmemeli.
• Misafir ayrılırken ev sahibi ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirmeli.
• Misafirlikten ayrılma vakti gelince hemen kalkmalı ve vedalaşmayı uzatmamalıyız.
HASTA ZİYARET ADABI
• Dostlarınız hastalandığında hemen, daha az samimi olduklarınızı da iyileşince ziyaret etmeliyiz.
• Yoğun bakımdaki hastaların yakınları ziyaret edilmeli.
• Çok dinlenmesi gereken bir hastayı sık sık ziyaret etmemeliyiz.
• Hastanın yanında onun neşesini kaçıracak hiçbir şey anlatılmamalı. Aksine hastalıkla ilgili olumlu hikayeler biliyorsak onlar anlatılmalı.
• Hastanın odasına girerken ne çok üzgün ne de çok neşeli bir tavır sergilemeliyiz. Ona normal bir insan muamelesi yapmalıyız.
• Ziyaret çok uzun tutulmamalıdır.
TEMİZLİK KURALLARI
• El ve ayak tırnakları düzenli olarak kesilmeli
• Diş temizliğine dikkat edilmeli
• Saçların ellerin ve yüzün sürekli temiz olmasına dikkat edilmeli
• Etrafımızdaki insanları ter kokusuyla rahatsız etmemek için düzenli bir şekilde banyo yapmalıyız.
• Tuvalet adabına dikkat edilmeli, tuvalete girerken çoraplar çıkarılmalı ve pantolon giyiyorsak yukarı doğru katlanmalı.
• Tuvalette iken konuşmak, bir şeyler yiyip içmek ve tükürmek uygun değildir
• Temizlik sol elle yapıldığından, çeşmeler bu elle açılıp kapatılmamalıdır.
• Tuvaleti nasıl bulmak istiyorsak öyle bırakmalıyız
• Tuvalette insan varken, kapının önünde beklememeliyiz
fiziköğretmeni
|