Joe Kramer her seyi tamir edebilir. Güney Chicago’daki bir fabrikada tren vagonlarinin montajinda çalisan bir kaynakçi olan Joe, herhangi bir makine parçasi bozuldugunda herkesin basvurdugu kisidir. Joe bir makinenin çalismasini saglayan seyi bulmak için ugrasmaktan çok hoslaniyor. Bu ise çocukken annesinin tost makinesini tamir ederek baslamis ve hala çözecek yeni mekanik sorunlar ariyor. Evine bir yangin söndürme tertibati kurmaya karar verdiginde, püskürtüsü gökkusaklari yaratacak kadar ince olan bir sistem bulamamis. Bunun üzerine kendi sistemini tasarlamis ve bodrum katindaki torna tezgahinda kendisi insa etmis.
Joe ayni zamanda, fabrikanin nasil isledigini her yönüyle biliyor ve orada çalisan diger iki yüz küsür kisiden herhangi birinin yerini doldurabilecek durumda. Altmisina yaklasan Joe, isini kirk yila yakin bir süredir yapiyor ve yaptiklarindan hala zevk aliyor. “Eger Joe gibi bes elemanim daha olsaydi,” diyor müdür, “ bu piyasanin en verimli vagon fabrikasi benimki olurdu.”
Joe, isinden keyif alan –ve en iyi performansini sergileyen- insanlarin bir örnegidir. Bu keyfin anahtari, yerine getirilen görevin kendisi degil – Joe’nun isi de çogunlukla rutinden ibarettir- Joe’nun çalisirken yarattigi “akis hali” diye adlandirilan özel bir ruh halidir. Akis hali, yapilan is ne olursa olsun, insanlari islerini en iyi biçimde yapmak için harekete geçirir.
Akis hali, örnegin bize yeni zorluklarla meydan okuyan bir is projesi dolayisiyla, becerilerimizi tümüyle, hatta kapasitemizin üstünde kullandigimizda ortaya çikar. Bize meydan okuyan engelleri asmaya kendimizi öylesine kaptiririz ki, isimizin içinde kayboluruz; kendimizi “zamanin disinda” hissedecek kadar yogunlasabiliriz. Bu haldeyken her seyi adeta çaba harcamaksizin halleder, degisen taleplere hizla uyum saglariz. Akis hali, kendi basina bir zevktir.
Akis hali, en büyük motivasyon kaynagidir. Sevdigimiz etkinlikler bizi kendine çeker, çünkü bu etkinlikler sirasinda akis haline geçeriz. Insanlara böyle zevk veren seyler, elbette ki çesitlilik gösterir: bir tornaci zor bir kaynak isiyle mücadele etmekten hoslanabilir; bir cerrah karmasik bir ameliyata kendini kaptirarak tatmin olabilir; bir iç mimar desen ve renklerle yaratici bir sekilde oynamaktan mutluluk duyabilir. Akis hali içinde çalisirken, motivasyon olusur; is kendi içinde bir zevk haline gelir.
Akis hali, is yasaminda insanlari motive eden unsurlar hakkinda yaygin olarak benimsenen fikirlere radikal bir alternatif sunar. Bu elbette ki tesvik edici yöntemlerin önem tasimadigi anlamina gelmez; bunlar “hesap tutma” yöntemleri veya insani dürten tesvikler olarak anahtar niteligindedir. Aylik maas karda, degerlendirme ve terfiler, hisse opsiyonlari ve ikramiyeler de, elbette deger tasir. Ama en güçlü motivasyon kaynaklari dissal degil, içseldir.
Örnegin, gün boyunca bir dizi görevi yerine kisiler, neler hissettiklerini bir günlüge yazdiklarinda sonuç çok açikti: Sevdikleri isi yaparken kendilerini, karsiliginda sirf para kazandiklari isi yaparken oldugundan daha rahat hissediyorlardi. Bir görevi zevk duyduklari için yaparken, neseli bir ruh haline giriyor, hem mutlu hem de ilgili oluyorlardi. Bir isi sirf para için yaparken ise, canlari sikiliyor, ilgisizlesiyor, hatta biraz da sinirleniyorlardi ( isler bir de stresli ve de külfetliyse, son derece mutsuz oluyorlardi). Tutku duydugumuz seyleri yaparken kendimizi daha iyi hissederiz; baska bir isin ödülü daha büyük olsa bile.
Her sey yapilip is sona erdirildiginde, insani sonuçta tatmin eden nedir? Bu soru, büyük çogunlugu meslek sahibi ya da isletme yöneticisi olarak sürdürdükleri basarili bir kariyerin sonlarina yaklasmakta olan, altmisli yaslardaki yedi yüzü askin erkek ve kadina yöneltilmisti. En çok tatmin eden isin bizzat yaraticilik gerektiren zorlugu ile sürekli heyecan ve ögrenme firsati vermesiydi. Sonraki üç tatmin kaynagi ise, isleri yapip bitirmekten duyulan gurur, is arkadasliklari ve is yerindeki insanlara yardimci olmak ya da isi ögretmekti. Mevkii listenin çok daha alt siralarinda yer aliyordu, mali kazanç ise daha da asagilarda.
Insanlarin mümkün olan en iyi performansi sergilemesi saglamak söz konusu oldugunda, geleneksel tesvik unsurlari yetersiz kalir. Insanlarin en üst basamaga ulasmalari için, yaptiklari isi sevmeleri ve bu isi yapmaktan haz almalari sarttir.
Hareket nedeni anlaminda dürtü (motive) ve duygu (emotion) ayni Latince kökten türemistir: “Harekete geçmek”(to move) anlamina gelen motere kökünden. Gerçekten de, hedeflerimizi gerçeklestirmek üzere bizi harekete geçiren sey, duygulardir: Onlar motivasyonumuzun yakitidir ve dürtülerimiz de algilarimizi harekete geçirip eylemlerimizi sekillendirir.
“Büyük isler büyük tutkularla baslar!”
alıntı:kaizen.gen.tr