Bu Foruma yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız.
Üye olmayanlar Forumumuzdan hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz, Mesaj yazamaz, Konu açamaz, Eklenti indiremez. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için Üye olabilirsiniz..



Güllerin Efendisi (sallallahu aleyhi ve sellem) Peygamber efendimiz(sav)in örnek ahlakı,hadisleri ve yaşamından kesitler...

Cevapla
Alt 17-07-2008, 14:24   #1 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 8.035
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Peygamberlik Nedir?

HAK SÖZÜN VESİKALARI -75


PEYGAMBERLİK NEDİR?
MUHAMMED “aleyhisselâm” SON
PEYGAMBERDİR.
-1-




Çün aşk denizi dalgalandı,
Ol dürr-i yetîm zâhir oldu.
Şânında buyurdu, Hâlıkı pâk,
(Levlâke levlâk lemâ halaktül eflâk).
Mahmûdu Muhammedü mübeccel,
Mahbub-i Hüdâ, Nebiyyi mürsel.
Doğdukda o şemsin ziyâsı,
Doldurdu bütün kâinâtı.
Gördü onu basîr olanlar,
Görmiyor, yalnız kör olanlar.
O gonca, Mekkede açıldı,
Kokusu dünyâya saçıldı.
Zerredir o güneşden el’an,
Âlemdeki ilm ile irfân.
Bugün dolduran, rûy-i zemîni,
İlmler, o gülün filizi.
Ol güneşin olmasa berkı,
Kim parlatırdı, şarkı-garbı?
Olmasa Endülüs okulu açık,
Kim Avrupaya tutardı ışık.
İlm merkezi Semerkand, Bağdâd,
Etdi, yeryüzünü cehlden âzâd.
Böylece kapladı her yeri,
Hızla envâr-ı Muhammedî.
İnsâf et, ey inadcı insâf,
Meydânda değilmi ilmi eslâf?
Kim eyledi Mustafâ gibi,
Tevhîd-i Cenâb-ı ezelî?





Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-273
Huzur Pınarı Mail Grubu
__________________



Elini, sofranı ve kapını açık tut! Gözünü, dilini ve belini bağlı tut!
Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
1
Sponsored links
Alt 19-07-2008, 15:07   #2 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 8.035
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

HAK SÖZÜN VESİKALARI -76

PEYGAMBERLİK NEDİR?
MUHAMMED “aleyhisselâm” SON
PEYGAMBERDİR.
-2-




Kullarına kurtuluş yolunu göstermek için Peygamberlerini gönderen ve Onlardan dördüne büyük kitâb indiren ve kitâblarında çarpık, sapık birşey bulunmıyan, Allahü teâlâya hamd ederim. Onun son Peygamberi Muhammed aleyhisselâma indirdiği kitâbı, (Kur’ân-ı kerîm)dir. Kur’ân-ı kerîmde, kullara lâzım olan herşey bildirilmiş, inanmıyanlar azâb ile korkutulmuş, islâmın şartlarını yapan mü’minler Cennet ile müjdelenmişdir. Allahü teâlâ kullarının dinlerini, Muhammed aleyhisselâmı göndermekle temâmladı.
Muhammed aleyhisselâmın getirdiği dîne (İslâmiyyet) denir. İslâm dîninde olanlardan râzı olacağını bildirdi. Geçmiş zemânlarda da, açık âyetleri ve büyük mu’cizeleri bulunan Peygamberleri kullarına gönderdi. Muhammed aleyhisselâmdan sonra hiç Peygamber gelmiyeceğini Kur’ân-ı kerîmde bildirdi. Kör olanın yol gösterenlere teslîm olması gibi ve çâresizlikden şaşırmış olan hastanın merhametli tabîblere kendini teslîm etmesi gibi, insanların da, aklın eremiyeceği fâidelere kavuşabilmeleri ve zararlı şeylerden, felâketler-
den kurtulabilmeleri için, gönderdiği Peygamberlere teslîm olmalarını emr etdi. Muhammed aleyhisselâmı, Peygamberlerinin en üstünü, en merhametlisi yapdı. Onun milletini, en âdil ümmet eyledi.
Onun dînini, hepsinden olgun eyledi. Onun hâlinde aşırılık ve noksanlık olmadığını ve derecesinin üstünlüğünü ve bütün mahlûkların Peygamberi olduğunu kitâbında âyetlerle bildirdi. Birliğini ve hiçbirşeye benzemediğini anlatmak için ve kullarının bilgilerinin ve iş-
lerinin düzenlenmesi ve hasta kalblerinin tedâvîsi için, Onu kullarına son Peygamber olarak gönderdi. Ona ve Âline ve Eshâbına, bizden gece, gündüz, çok çok salât ve selâmlar olsun! Onlar, doğru yolu gösteren yıldızlar ve karanlıkları aydınlatan ışık kaynaklarıdır.



Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-274
__________________



Elini, sofranı ve kapını açık tut! Gözünü, dilini ve belini bağlı tut!
Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19-07-2008, 15:30   #3 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 8.035
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

HAK SÖZÜN VESİKALARI -77

PEYGAMBERLİK NEDİR?
MUHAMMED “aleyhisselâm” SON
PEYGAMBERDİR.
-3-




Biliniz ki, Allahü teâlânın merhametine çok muhtâc olan bu kul, ya’nî Abdül’ehad oğlu Ahmed [İmâm-ı Rabbânî müceddid-i elf-i sânî], Allahü teâlâdan, kendisini ve dedelerini ve hocalarını ve talebelerini, kıyâmet gününün azâblarından korunmasını diledikden sonra, derim ki, Peygamber gönderilmesi lâzım olduğuna ve Kur’ân-ı kerîmde ismleri bildirilen yirmibeş Peygambere inanmakda ve son Peygamberin getirdiği dîne uymakda, zemânımız insanlarının gevşekliklerini ve bunun yaygınlaşdığını üzülerek gördüm. Hattâ, Hindistânda öyle oldu ki, mevkı’ sâhibi, güçlü kimselerden ba’zısı, islâmiyyete tam uyan sâlih müslimânlara işkence ediyorlar. Peygamberlerin sonuncusunun mubârek ismini alaya alanlar ve analarının, babalarının koydukları mubârek ismleri uydurma ismlerle değişdirenler türedi. Kurban bayramında, müslimânın kesmesi vâcib olan sığırın kesilmesi Hindistânda yasak edildi. Câmi’ler yıkılıyor veyâ müze, depo yapılıyor. İslâm mezarlıkları, oyun yeri, çöplük yapılıyor. Kâfirlerin kiliseleri, eski eser diyerek onarılıyor. Onların ibâdetleri, bayram günleri, müslimânlarca da kutlanıyor. Sözün kısası, islâm dîninin îcâbları, âdetleri tahkîr ediliyor. Yâhud, büsbütün terk ediliyor. Bunlara gericilik deniyor. Kâfirlerin, dinsizlerin âdetleri, bozuk dinleri, ahlâksızlıkları, hayâsızlıkları övülüyor. Bunların yayılmasına çalışılıyor. Hind kâfirlerinin bozuk, iğrenç kitâbları, romanları, şarkıları müslimânların diline çevrilerek piyasaya sürülüyor. Böylece, islâm dîninin, islâmın güzel ahlâkının yok edilmesine çalışılıyor. Bunun sonucu olarak, müslimânların îmânları gevşemekde, inanmıyanlar, inkâr edenler türemekdedir. Hattâ, küfr hastalığının tabîbleri olan din adamları da, bu âfete yakalanmakda, felâkete sürüklenmekdedirler.
Müslimân çocuklarının îmânlarının böyle bozulmasına sebeb olan şeyleri araşdırdım. Şübhelerinin nereden geldiğini tedkîk etdim. Îmânlarındaki gevşekliğin yalnız bir sebebi olduğunu anladım. Bu sebeb de, Resûlullahdan bugüne kadar, çok zemân geçmiş olması ve geri kafalı, kısa görüşlü ve din câhili birkaç siyâset adamı ile fen adamı geçinen birkaç câhilin din üzerindeki sözlerinin doğru sanılmasıdır. Bu fen yobazlarının yazılarını okuyup inanan ve bunun için kendilerine aydın, ilerici adını veren birkaç kimse ile konuşdum. Bunların dahâ çok, Peygamberlik makâmını anlamakda yanıldıklarını gördüm. (Peygamberler, insanların birbirleri ile iyi geçinmeleri, iyi huylu olmaları için çalışmışlardır. Bunun, âhiret hayâtı ile bir ilgisi yokdur. İyi geçinme yollarını ve güzel huyları felsefe kitâbları da bildirmekdedir. İmâm-ı Muhammed Gazâlî (İhyâ-ül-ulûm) kitâbını dörde ayırmış. Birisinde güzel huyları bildirmiş. Bunlara (Münciyyât) demiş. Üçünde de nemâzı, orucu ve diğer ibâdetleri yazmışdır. Bu kitâbı, felsefe kitâbları gibidir. Bu da, ibâdetlerin müncî olmadığını, kurtuluşun güzel huylarla olacağını gösteriyor) diyenleri çok gördüm. Çoğu da, (Peygamberi, âyetlerini ve mu’cizelerini işitip de, aradan asrlar geçmiş olduğu
için, bu habere inanmıyan kimse, dağda, çölde yaşayıp da, Peygamberi hiç işitmiyen kimse gibidir. Bunun îmân etmesi lâzım olmadığı gibi, birincisine de lâzım olmaz) dediler.
Bunlara karşılık deriz ki, Allahü teâlâ, insanları olgunlaşdırmak ve kalblerindeki hastalıklarını tedâvî etmek için, ezelde merhamet ederek, Peygamberler göndermeği dilemişdir. Peygamberlerin, bu vazîfelerini yapabilmeleri için, itâ’at etmiyenleri korkutmaları, itâ’at edenlere müjde bildirmeleri lâzımdır. Âhiretde, birinciler için azâb, ikinciler için sevâb bulunduğunu haber vermeleri lâzımdır. Çünki insan, kendine tatlı gelen şeylere kavuşmak ister. Bunlara kavuşabilmek için, doğru yoldan sapar, günâh işler. Başkalarına kötülük yapar. İnsanları kötülük yapmakdan korumak, dünyâda ve âhiretde râhat ve huzûr içinde yaşamalarını sağlamak için, Peygamberlerin gönderilmesi lâzımdır. Dünyâ hayâtı kısadır. Âhiret hayâtı sonsuzdur. Bunun için, âhiret hayâtındaki se’âdeti kazanmak önce gelmekdedir. Eski felsefecilerden ba’zıları, kendi görüş ve hayâlleri ile hâzırladıkları kitâbların sürümlerini artdırmak için, Peygambere inen kitâblarda okudukları ve bunlara inananlardan işitdikleri, ahlâkı güzelleşdirmek ve fâideli işler yapmak yollarını bunlara karışdırdılar. Hüccet-ül-islâm imâm-ı Muhammed Gazâlînin, kitâbında ibâdetlere de yer vermesine gelince, fıkh âlimleri ibâdetlerin nasıl yapılacaklarını bildirdiler. İnceliklerini anlatmadılar. Çünki, onların maksadı, ibâdetlerin doğru yapılmasının şartlarını ve şekllerini bildirmekdi. İnsanların içlerine, kalblerine bakmadılar. Bunları bildirmek, tesavvuf âlimlerinin vazîfesi idi. İmâm-ı Gazâlî, bedenlerin ve görünen işlerin iyileşmesini sağlıyan din ile, iç âlemin temizliğine kavuşduran tesavvuf bilgilerini birleşdirdi. Kitâbında bu ikisine de yer verdi. İkincisine (Münciyyât), ya’nî felâketden kurtarıcı bilgiler ismini verdi ise de, ibâdetlerin de müncî olduklarını bildirdi. İbâdetlerin kurtarıcı olmalarını sağlamak, fıkh kitâblarından öğrenilir. Kurtarıcı olan kalb bilgileri, fıkh kitâblarından öğrenilmez. Bunu dahâ iyi anlamak için, bu kitâbda bildirdiğim, O yüce imâmın sözlerini okumalıdır.
Tıb adamı Calinosu ve nahv âlimi Amr Sîbeveyhi görmedik. Bunların o ilmlerde mütehassıs olduklarını nerden anladık? Tıb ilminin ne demek olduğunu biliyoruz. Calinosun kitâblarını okuyor, sözlerini işitiyoruz. Hastalara ilâc verdiğini, derdlerden kurtardığını öğreniyoruz. Buradan, onun tabîb olduğuna inanıyoruz değil mi? Bunun gibi, nahv ilmini bilen bir kimse, Sîbeveyhin kitâblarını okuyup, sözlerini işitince, onun nahv âlimi olduğunu anlar ve inanır. Bunlar gibi, bir kimse peygamberliğin ne olduğunu iyi anlar ve Kur’ân-ı kerîmi ve hadîs-i şerîfleri incelerse, Muhammed aleyhisselâmın, peygamberliğin en yüksek derecesinde olduğunu iyi anlar. O iki âlime olan îmân hiç sarsılmadığı gibi, câhillerin, sapıkların iftirâları, lekelemeleri, onun Muhammed aleyhisselâma olan bu îmânını hiç sarsmaz. Çünki, Muhammed aleyhisselâmın bütün sözleri ve bütün hareketleri, insanların olgunlaşmalarına rehberlik etmekde, îmânlarının ve işlerinin doğru ve fâideli olmalarını sağlamakda ve kalblerindeki hastalıkların tedâvîsine ve kötü ahlâklarının giderilmesine, medeniyyete ışık tutmakdadır. Peygamberlik de, bu demekdir. Dağda, çölde [ve komünist memleketlerde] yaşayıp da, Peygamberleri işitmemiş olana (Şâhik-ul-cebel) denir. Bunların Peygamberliğe ve Peygamberlerin gönderilmiş olmasına inanmaları mümkin değildir. Bunlara Peygamber gelmemiş gibidir. Bunlar ma’zûr görüldü. Peygambere inanmaları emr olunmadı. Bunlar için Kur’ân-ı kerîmde, İsrâ sûresinin onbeşinci âyetinde, (Peygamber göndermeden önce, azâb yapmayız!) buyuruldu. [Bunlar hayvanlar gibi, hesâbdan sonra, ölecekler, Cehennem azâbı ve Cennet ni’meti görmeden, ebedî olarak yok edileceklerdir. Kâfirlerin bâlig olmıyan çocukları için de böyledir.] Din bilgilerini din câhillerinin kitâblarından ve din düşmanlarının zehrli kalemlerinden edinenlerin şübhelerini, vesveselerini gidermek için, bildiklerimi açıklamağı düşündüm. Hattâ, bunun kendime bir vazîfe, insanlığa borcum olduğunu gördüm. Bu kitâbı yazarak, peygamberlik ne demek olduğunu ve Muhammed aleyhisselâmın, peygamberliğin tam sâhibi olduğunu bildirmeğe ve buna inanmıyanların şübhelerini gidermeğe ve kendi akllarına ve görüşlerine dayanarak bu hakîkati örtbas etmeğe kalkışan birkaç fen yobazının hiyânetlerini, zararlarını ortaya koymağa çalışdım. İslâm âlimlerinin kitâblarından vesîkalar vererek ve âciz düşüncelerimi de ekleyerek onların iftirâlarını çürütmeğe uğraşdım.
Bismillâhirrahmânirrahîm. Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil-ardı velâ fissemâ-i ve hüvessemî’ul alîm. Bu düâyı, üç kerre sabâh nemâzından sonra, üç kerre de, akşam nemâzından sonra okumalıdır.


Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-275
__________________



Elini, sofranı ve kapını açık tut! Gözünü, dilini ve belini bağlı tut!
Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-07-2008, 11:26   #4 (permalink)
ceylannur
Özel Üyemiz
 
ceylannur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 12.079
ceylannur is on a distinguished road
Standart

Âlemdeki ilm ile irfân.
Bugün dolduran, rûy-i zemîni,

İlmler, o gülün filizi.
Ol güneşin olmasa berkı,
Kim parlatırdı, şarkı-garbı?
Olmasa Endülüs okulu açık,
Kim Avrupaya tutardı ışık.
İlm merkezi Semerkand, Bağdâd,
Etdi, yeryüzünü cehlden âzâd.
Böylece kapladı her yeri,
Hızla envâr-ı Muhammedî.
İnsâf et, ey inadcı insâf,
Meydânda değilmi ilmi eslâf?
Kim eyledi Mustafâ gibi,
Tevhîd-i Cenâb-ı ezelî?



sag olun emegınıze saglık paylasımınız için
__________________











ceylannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-07-2008, 13:29   #5 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 8.035
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

HAK SÖZÜN VESİKALARI -78

PEYGAMBERLİK NE DEMEKDİR?
-4-



Biliniz ki Seyyid Şerîf-i Cürcânînin (Şerh-i Mevâkıf) kitâbının son kısmında diyor ki, kelâm ilminin âlimlerine göre, Allahü teâlânın, (Seni şu yerlerdeki insanlara veyâ bütün insanlara gönderdim), yâhud, (Benden kullarıma bildir!) veyâ bunlar gibi dediği kimseye
(Nebî), ya’nî (Peygamber) denir. Peygamber olmak için, insanda riyâzet ve mücâhede gibi, ba’zı şartların bulunması veyâ buna elverişli olarak doğmuş olmak lâzım değildir. Allahü teâlâ, dilediğini seçerek, bunu ihsân eder. O, herşeyi bilir ve en iyisini yapar. İrâde
etdiğini yapar. Herşeyi yapmağa kâdirdir. Kelâm âlimlerine göre, Peygamberin (Mu’cize) göstermesi de şart değildir. Başkalarının, Onun Peygamber olduğunu anlamaları için, mu’cize göstermesi şartdır dediler. Yoksa, Peygamber olması için şart değildir. Eski yunan felsefecilerine göre, Peygamber olmak için, üç şart lâzımdır: Gaybdan haber vermek. Ya’nî geçmişde olmuş ve gelecekde olacak şeylerden kendisine sorulanları bildirmek. Hârika işler, ya’nî aklın, fennin yapamıyacağı şeyleri yapmak. Üçüncüsü, meleği cism ve şekllenmiş olarak görmek ve Allahü teâlânın (Vahy) etdiği sözü melekden işitmek şartdır, dediler. Peygamberin bütün gaybları bilmesi, bizce de, onlarca da lâzım değildir. Ba’zılarını bilmek ise, yalnız Peygambere mahsûs değildir. Riyâzet çekenlerin, ya’nî yalnız olarak bir odaya kapanıp, ölmiyecek kadar az yiyip içenlerin ve şu’ûru giden ba’zı hastaların, uyuyanların, ba’zı gaybları haber verdiklerini felsefeciler de kabûl etmekdedir. Peygamberle bunlar, bu bakımdan birbirlerine benzer. Onların gayb dedikleri, belki (Hârik-ul’âde) olan, ya’nî âdet olmıyan, sık rastlanmıyan şeyler demekdir. Bunlar ise, hakîkî gayb değildir. Bunları bilmek ve bir iki kerre haber vermek, âdetin dışına çıkmak olmaz. Peygamber ile başkaları, bununla birbirlerinden ayırd edilirler. Allahü teâlânın bildirdiği hakîkî gaybları Peygamberlerin bileceklerini, kelâm âlimleri de bildiriyorlar. Fekat gaybı bilmek Peygamber için şart değildir, diyorlar. Felsefecilerin gaybı bilmek için ileri sürdükleri, yukarıda yazılı sebebler de doğru değildir. İslâm dîninin esâslarına uymamakdadır. Bundan başka, bu sebeblerle gaybı bilmek, ayrı bir mes’eledir.
Âdet dışında şaşılacak şeylerdendir. Bunlar üzerinde ayrıca durmanın fâidesi yokdur.
Âdet dışı (Hârik-ul’âde) şeyler, meselâ cismlere, maddelere, dilediği gibi te’sîr etmek, istediği zemân, rüzgâr, zelzele, yangın hâsıl etmek, dilediği zemân geminin batması, insanın ölmesi, zâlimlerin belâya yakalanması gibi şeyler, insan rûhunun cismlere te’sîr etmesidir. Hakîkatde, cismlere te’sîr eden yalnız Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, dilediği zemân, dilediği kimsede bu te’sîri hâsıl eder. Bunun için, âdet dışı, şaşırtıcı şeyler, yalnız Peygamber içindir, denilemez. Bunu felsefeciler de kabûl etmekdedir. O hâlde, Peygamber, başkalarından, bu sûretle nasıl tefrîk edilebilir? Eski yunan felsefecileri, Peygamber olmıyanlardan da şaşılacak şeyler hâsıl olabilir, diyorlar ise de, bunların sık sık olmasını ve hârik-ul’âdenin (İ’câz) derecesine ulaşacağını kabûl etmiyorlar. Peygamberlerden böyle hârik-ul’âde şeyler hâsıl olduğu için, Peygamber ile başkaları birbirlerinden ayrılır, diyorlar. Felsefecilerin, Peygamberlere melek görünmesi ve Allahın (Vahy) etdiği sözleri onlara bildirmesi şartdır, demeleri, kendi felsefelerine uygun değildir. Îmân sâhiblerini aldatmak için böyle söylüyorlar. Çünki onlara göre, melek, madde değildir. Söylemez. Ses vermek için madde olmak lâzımdır demekdedirler. Ses, hava dalgalarından hâsıl olmakdadır. Felsefecilerin bu şartları, belki, melekler şekl alır, cism hâline girerek görünür, konuşur demek olabilir de deriz.



Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-278
__________________



Elini, sofranı ve kapını açık tut! Gözünü, dilini ve belini bağlı tut!
Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"

Konu dutkmd tarafından (23-07-2008 Saat 13:32 ) değiştirilmiştir..
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-07-2008, 13:53   #6 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 8.035
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

HAK SÖZÜN VESİKALARI -79

PEYGAMBERLİK NEDİR?
MUHAMMED “aleyhisselâm” SON
PEYGAMBERDİR.
-5-
MU’CİZE NE DEMEKDİR?.




Bize göre, (Mu’cize), Peygamber olduğunu söyliyen kimsenin, doğru söylediğini bildiren şeydir. Mu’cizenin şartları vardır:
1 — Allahın, mu’tâd sebebler olmadan yapmasıdır. Çünki, Onun Peygamberini tasdîk etdirecekdir.
2 — Hârik-ul’âde olmalıdır. Âdet olan şeyler, meselâ güneşin hergün şarkdan doğması, ilkbehârda çiçeklerin açması, mu’cize olmaz.
3 — Bunu, başkalarının yapamaması lâzımdır.
4 — Peygamber olduğunu bildiren kimsenin istediği zemân hâsıl olmalıdır.
5 — İstediğine uygun olmalıdır. Meselâ şu ölüyü dirilteceğim, deyince, başka hârika hâsıl olursa, meselâ dağ ikiye ayrılırsa, mu’cize olmaz.
6 — İsteyip de hâsıl olan mu’cize, kendisini yalanlamamalıdır. Meselâ, şu hayvan ile konuşacağım, deyince, hayvan (Bu yalancıdır) derse, mu’cize olmaz.
7 — Mu’cize, peygamber olduğunu söylemeden önce hâsıl olmamalıdır. Îsâ aleyhisselâmın beşikde konuşması, kuru ağaçdan tâze hurma isteyince, eline hurma gelmesi, Muhammed aleyhisselâm çocuk iken, göğsünün yarılıp, kalbinin yıkanıp temizlenmesi, başının üstünde bulut bulunması, ağaçların, taşların kendisine selâm vermeleri gibi, önceden hâsıl olan hârikalar, mu’cize değildi. Kerâmet idiler. Bunlara (İrhâs) denir. Peygamberliği kuvvetlendirmek içindirler. Bu kerâmetlerin Evliyâda da hâsıl olmaları câizdir. Peygamberler, peygamberlikleri kendilerine bildirilmeden önce, Evliyâ derecesinden aşağıda değildirler. Kerâmetleri görülür. Mu’cize, peygamber olduğunu bildirdikden az zemân sonra hâsıl olabilir. Meselâ, bir ay sonra şöyle olur deyince, hâsıl olduğu zemân mu’cize olur. Fekat, hâsıl olmadan önce, onun peygamber olduğuna inanmak lâzım olmaz.
Mu’cizenin, Peygamberin doğru söylediğini göstermesi, yalnız aklın îcâbı değildir. Ya’nî bir işin, bunu bir yapanın bulunduğunu belli etmesi gibi değildir. Çünki, aklın birşeyi, başka şeyin delîli, alâmeti olduğunu anlaması için, o iki şey arasında bir bağlantı bulunması lâzımdır. Delîl görülünce, bağlantısı bulunan şeyin varlığı anlaşılır. Başka şeyin varlığı anlaşılmaz. Mu’cize böyle değildir. Meselâ, göklerin parçalanması, yıldızların dağılmaları, dağların dağılıp toz olmaları, dünyânın sonu geldiği, kıyâmet kopacağı zemân olacakdır. O zemân Peygamber gönderilmek zemânı değildir. Bunlar, her Peygamberin haber vermiş oldukları mu’cizelerdir. Fekat, işitenlerin, bunların mu’cize olduklarını bilmeleri lâzım gelmez. Bir velîden hâsıl olan kerâmetin, Peygamber olduğunu söyliyen diğer kimse ile bağlılığı olmadığı hâlde, o Peygamber için mu’cize olması da böyledir. Buraya kadar bildirdiklerimizi, Seyyid Şerîf Cürcânî hazretleri (Şerh-ı mevâkıf) kitâbında uzun uzun yazmakdadır. Âlimlerin çoğuna göre, mu’cize gösterirken, açıkca (Tehaddî) etmek, ya’nî, (Siz de yapınız! Yapamazsınız!) demek şart değil ise de, mu’cizenin ma’nâsında tehaddî vardır. Kıyâmet hâllerinden ve ileride olacak şeylerden haber vermekde tehaddî olamıyacağı için, bunlar kâfirlere karşı mu’cize değildir. Mü’minler bu haberlerin mu’cize olduklarına inanırlar. Evliyânın kerâmetleri de, peygamberlik iddi’â etmedikleri için ve tehaddî bulunmadığı için, mu’cize olmazlar. Tehaddî bulunmıyan böyle hârika işlerin, peygamberlik iddi’â eden kimsenin doğruluğunu göstermemeleri, mu’cizelerin de göstermemesini îcâb etdirmez. Mu’cizeden beklenen de budur.



Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-280
__________________



Elini, sofranı ve kapını açık tut! Gözünü, dilini ve belini bağlı tut!
Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-07-2008, 18:17   #7 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 8.035
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

HAK SÖZÜN VESİKALARI -80

PEYGAMBERLİK NEDİR?
MUHAMMED “aleyhisselâm” SON
PEYGAMBERDİR.
-6-
MU’CİZE NE DEMEKDİR?

-2-.




Süâl: Mu’cizelerin, peygamberlik iddi’â eden kimsenin doğru söylediğini isbât etmesi, hârika şeyler oldukları içindir. Bunu isbât etmekde mu’cizenin husûsî bir te’sîri var mıdır?
Cevâb: İşin içyüzü böyle değildir. Mu’cizenin peygamberlik iddi’âsının doğru olduğunu isbât etmesi, başkalarının bunu yapamadıkları içindir. Bu da, mu’cizenin husûsî te’sîri var demekdir. Hattâ asl isbât eden budur.
Süâl: Seyyid Şerîf Cürcânî hazretleri, (Mevâkıf) kitâbını şerh ederken, (Nakl, yalnız başına delîl olmaz. Çünki, Peygamber olduğunu söyliyenin doğru olmasına inanmak da lâzımdır. Bu da, aklın kabûl etmesi ile olur. Akl, mu’cizeyi görünce, Peygamberin doğru söylediğine inanır) diyor. Cürcânînin bu sözü, mu’cizenin, Peygamberin doğru sözlü olduğunu göstermesinin akl ile anlaşıldığını bildiriyor. Hâlbuki, biraz önce, akl ile anlaşılmaz demişdi. Bu iki sözü birbirini çürütmüyor mu?
Cevâb: Yukarıdaki söz, doğru sözlü olduğunu gösteren mu’cizeyi aklın incelediğini bildiriyor. Mu’cizenin, doğru sözlü olmanın anlaşılmasını göstermesinde aklın te’sîri olup olmadığını bildirmiyor. Aklın te’sîri olduğunu söylediğini kabûl etsek bile, bu iş yalnız akl ile anlaşılır demiyor. Aklın bu işde hiç te’sîri olmaz diyen kimse yokdur ki, sözlerin birbirlerini çürütmesi düşünülsün. Seyyid hazretleri naklî mu’cizeyi anlatırken öyle söylemişdir ki, orada böyle söylemek yakışır. Mu’cizenin, Peygamberin doğru sözlü olduğuna delâlet etmesi, ya’nî göstermesi, işitmekle hâsıl olan inanmak da değildir. Tabî’î olan bir delâletdir. Ya’nî mu’cize görülünce, Allahü teâlâ, bunu görende, Peygamber olduğunu söyliyenin doğru sözlü olduğuna bilgi yaratmakdadır. Allahü teâlânın âdeti böyledir. Çünki, yalancının mu’cize göstermesi mümkin ise de, vâkı’ değildir. Peygamber olduğunu bildiren kimse, bir dağı havaya kaldırsa, (Bana inanırsanız, bu dağ yerine gider. İnanmazsanız, başınıza iner) dese, inanmak istediklerinde, dağın yerine doğru gitdiğini, inanmamağı niyyet etdiklerinde, üzerlerine doğru geldiğini görseler, bunun doğru sözlü olduğu âdet-i ilâhiyye olarak anlaşılır. Evet, böyle kesin mu’cizenin yalancıdan zuhûru aklen mümkin ise de, Allahü teâlânın âdeti değildir. Ya’nî hiç görülmemişdir. [Yalancının mu’cize göstermesini akl kabûl eder. (Allah herşeye kâdirdir. Bunu da yapabilir) der. Aklın âdete uygun olmıyan bu hükmü, hattâ bu hükme uygun olayların nâdiren görülmesi, Allahü teâlânın âdeti olan olaylara olan bilgimize zarar vermez. Meselâ Deccâlın öldürmesi, diriltmesi, onun yalancı olduğuna olan bilgimizi değişdirmez. Nemrudun ateşinin İbrâhîm aleyhisselâmı yakmaması, Allahü teâlânın ateşe yakıcılık vermesi âdetini değişdirmez. Hâlbuki, aklın delîl ile edindiği bilgiye uymıyan olayın görülmesi, bu bilgiye zarar verir.] Buna misâl olarak demişler ki, adamın biri, bir Pâdişâhın elçisi olduğunu söylemiş. Bana inanmıyorsanız, bu mektûbumu sultâna götürün demiş. Mektûbda, (Senin elçin olduğum doğru ise, tahtından in, yerde otur!) demiş. Mektûbu sultâna götürmüşler. Okuyunca, inip yere oturmuş. Görenler, bunun doğru söylediğine kesin olarak inanırlar. Bu inanış, bir şeyi görüp, bundan görmediği başka şeyi anlamak ya’nî (Gâibi şâhide kıyâs etmek) gibi değildir. Çünki mu’cize, doğru sözlü olmağı kesinlikle bildirmekdedir. Mu’tezile mezhebine göre, yalancının mu’cize göstermesi mümkin değildir. Sihr ve benzeri şeyler, ba’zı şeylerin sebeblerini yaparak, o şeylerin meydâna gelmelerini sağlamakdır. Ba’zan da mevcûd olmıyan şeyi, varmış gibi göstermekdir ki, dışarda yok olduğu hâlde, vehmde ve hayâlde var görünür. Bunlar, hârika değildir. [Hücre, canlıların, canlılık özelliğini taşıyan en küçük parçasıdır ve cansızlardan ayrılan başlıca karakterdir. İnsan vücûdu, ortalama 30 trilyon hücreden meydâna gelmiş muazzam bir fabrikadır. Hücre, ışık dalgalarından aldığı elektrikle çalışır.
Molekül, bir kimyâsal maddenin özelliğini taşıyan en küçük parçasıdır ve bir veyâ çok atomdan meydâna gelmişdir. Maddenin en küçük yapı taşı da atomdur. Moleküllerin büyüklüğü 3.3 x 10-20 gramdır. 10 milyar atom yan yana konsa, bir milimetre uzunluğunda olur. Atomun yarı çapı 10-8cm’dir. Çekirdeğin yarı çapı da 10-13 cm’dir. İnsanın büyüklüğü ise 1028atom, güneş de 1028insan kadardır. Atom çekirdeği, nötron ve proton parçalarından meydâna gelmişdir. Protonlar 1.67 x 10-24gr., nötronlar ise 1.675 x 10-24gram kadardır. Elektronlar, atom çekirdeği etrâfında sâniyede 100.000 km hız civârında dönerler. Bu hızla giden bir uçak, sâniyede dünyâyı 2 def’a râhat râhat dolaşır. Bu bilgiler, Allahü teâlânın var olduğunu, bir olduğunu ve kudretinin sonsuz olduğunu ve Muhammed aleyhisselâmın peygamber olduğunu açıkca göstermekdedir. Aklı ve insâfı olan, bunu hemen anlar. Nefsine, zevkıne düşkün olan anlamak istemez. Anlıyan, dünyâda ve âhıretde râhat eder. Sonsuz se’âdete kavuşur. Anlamıyan, dünyâda rezîl ve sefîl olur. Âhıretde de Cehennem ateşinde sonsuz olarak yanar.]



Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-282
__________________



Elini, sofranı ve kapını açık tut! Gözünü, dilini ve belini bağlı tut!
Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24-07-2008, 15:34   #8 (permalink)
ceylannur
Özel Üyemiz
 
ceylannur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 12.079
ceylannur is on a distinguished road
Standart

sag olun emegınıze saglık allah cc razı olsun
__________________











ceylannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:31 . Powered by vBulletin® Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.0.0
Kişisel Gelişim -- Türkiye'nin En Kaliteli Kişisel Gelişim Platformu Kaizen OnlineAd Management by RedTyger