Bu Foruma yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız.
Üye olmayanlar Forumumuzdan hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz, Mesaj yazamaz, Konu açamaz, Eklenti indiremez. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için Üye olabilirsiniz..



Cevapla
Alt 04-04-2007, 15:36   #1 (permalink)
admin
Administrator
 
admin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 70
admin isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Post Gayretin Mızmız Çocukları

Maalesef çabuk pes ediyoruz. Bir zorlukla karşılaşınca, yolumuz bir yokuşa çıkınca hemen ümitsizliğe ve karamsarlığa yakalanıveriyoruz. Kur’an’ın ifadesiyle
insanlar olarak cezûâyız, yani “mızmızız”.

Önümüze ansızın dikiliveren bir problem karşısında, eh imanımız ve kadere inancımız da var ya, hemen nefis ve şeytanın emrinde bu inancımızı kötüye kullanıyoruz ve: “Allahım! Neydi günahım?!” diyoruz. Yani “Niye bana bu belaları veriyorsun? Ben naptım ki?” demeye getiriyoruz.

Bedenini zemzem suyuyla yıkanmış, kalbini de kevser suyuyla temizlenmiş zanneden.. düşüncesi bir anlık ve bir adımlık olan, olaylara çok yönlü ve ileriye dönük bakmayı bilemeyen..
Allah’ı nefsinin arzusuna göre konuşturmayı ve hadiseleri hep kendi keyfine göre döndürmesini isteyen nice haddini bilmez kullar var. Kendi akıl ve mantığını, heves ve hevasını herşeye önceleten bu egoist ve narsist ruhlar, yön veremedikleri hayat akışları ve beklemedikleri virajlar karşısında hemen isyanı basıyorlar, neden ve niçin’lerin soru kazanında depresyonlara giriyor ve çelişkiler cenderesinde akıl-cinnet arası gel-gitler yaşıyorlar.
Erzurumlu İbrahim Hakkı ne hoş der:

Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Arif anı seyreyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler...

Deme şu niçin şöyle
Yerindedir o öyle
Bak sonunda sabreyle
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler…

Sen adli zulüm sanma
Teslim ol oda yanma
Sabret sakın usanma
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler...

“Kadere razı olan, kederden emin olur.” “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.” gibi yüzlerce hakikat prensibini unutarak dünyadaki güzellikleri çirkinleştiren, tatlılıkları acılaştıran ve inancıyla birlikte umudunu da yitiren.. maatteessüf, Allah’ı unuttukları için nefisleri kendilerine unutturulan, vehim ve vesveselerde kaybolup giden bir beşeriyet coğrafyasını paylaşıyoruz.
Allah hakkında suizannıyla ve kadere isyanıyla “mutsuzluk vampiri”ne dönüşmüş, birilerinin kanını emmeye çalışan zavallı çaresiz insanoğlunun saadet yoksulluğundan kurtulup gönül zengini ve ebedi mes’ud olmasının önemli bir güzergahını işaret eden bir hikayecik ile mevzumuzu daha da açmış olalım:

“Fakir bir genç geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu gördü. Gaipten gelen bir ses ona şöyle dedi: “Bundan böyle Allah için çalışacak ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!”
Bunun Allah’tan gelen bir emir olduğuna inanan adam, ertesi sabah kayayı itmeye başladı. Daha ertesi gün, ve izleyen haftalar, güneşin doğuşundan batışına kadar taşı itti durdu. Aylar süren uğraşı sırasında kaya yerinden bile kımıldamadı. Adam gece kulübesine yorgun-argın dönerken, gününün boşa geçtiğini düşünmeye başladı.

Gencin şevkinin kırıldığını hisseden şeytan, kalbine vesveseler vermeye başladı: “Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadı. Kendine bunun için niye yazık ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün değil, vs.”
Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkansız olduğunu, dolayısıyla başarısızlığa uğradığı duygusunu aşılamaya çalıştı. Bu tür düşünceler onun şevkini daha da kırdı ve ümidini gitgide yitirdi. “Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?” diye kendi kendisine söylendi. “Bundan sonra azıcık bir kuvvet harcayacağım, nasıl olsa koca kaya yerinden kımıldamayacağına göre.” Ellerini kaldırdı ve şöyle yakardı:

“Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden Senin dediğin gibi hareket ettim. Bütün gücümle istediğin şeyi yaptım. Her gün yoruluyorum, ama kayayı bir milim bile kımıldatamıyorum. Neden böyle? Niçin başaramıyorum?” Gaipten şefkatli bir ses cevap verdi: “Ey kulum, Uzun zaman önce sana emrime uymamı istediğimde kabul etmiştin. Sana görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim, ve sen de yaptın.
Ben sana hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki! Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, başarısızlığa uğradığını söylüyorsun. Kendine bir bak bakalım. Pazuların güçlendi, sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi, bacakların çelikleşti. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın. Ama senden istenen, emre itaat etmen ve onu sadece itmendi. Kayayı yerinden oynatacak olan Ben’dim.”

Hatasını anlayan genç, ertesi gün kendi görevinin kayayı yerinden oynatmak değil, onu var kuvvetiyle itmek olduğunu düşüne düşüne, verilen görevi yerine getirdi. İkinci gün, üçüncü gün derken, kaya birden yerinden kımıldadı. O zaman kayayı yerinden kımıldatanın kendisi değil Allah olduğunu anladı. Biraz daha uğraştığında, kaya biraz daha oynadı ve kenara yuvarlandı. Altından da kendisine ömür boyu yetecek kadar büyük bir hazine çıktı.”

İnsana düşen, Allah’ın emirlerini yerine getirmektir, emre uymayı gaye edinmektir; yoksa başarı ve neticeleri maksat edinmek ihlasa zıttır. Kur’an ve Sünnet’in bütün emir ve yasaklarına halis bir niyetle yaklaşım keyfiyeti böyle olmalıdır. İslam’da muhtevaları bakımından özellikle böyle olan hükümlere “teabbüdî emirler” denir ki, bir hükmün illet, hikmet veya maslahat yönünü hiç düşünmeksizin sırf emrolunduğu için onu yapmaktır.

İman ve Kur’an hizmetinde de biricik gaye, rıza-i ilahidir; hizmet erbabına düşen sadece sa’y ü gayretlerini ortaya koymalarıdır, neticeleri gaye edinmemeleridir. Aksi takdirde “Allahın rızası” değil de, sanki “sonuçlar/başarılar” esas maksatmış gibi olur ki, böyle bir durum hakikate, basîrete ve İslamiyete tamamen ters bir mahiyet arzeder; kaderi tenkite kapı açarak, takdir-i ilahîden hoşnutsuzluk gibi bir kalp hastalığını doğurabilir.

Zaman yolculuğunda ilerlerken yolumuzu tıkadığını sandığımız kayalarla karşılaşıyoruz. Kayanın önündeki insan, küçüklüğüne ve kayanın büyüklüğüne bakarak ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmamalı; zira bu ikisi de şeytandandır.
Belki Yüce Yaratıcı’nın imtihan sırrına ve büyük hikmetine itimaden gönül rızasıyla zorluklara tahammül edip sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmalıdır. Çöllere yollanmış Hicaz yolcusu karıncalar gibi insanlar da, dünya çöllerinde ilerleyen Cennet yocularıdırlar. Gayret kuldan, muvaffakiyet Allah’tan… Bütün mesele bu, işin sırrı şöyle diyebilmekte saklı:

Vallahi güzel etmiş
Billahi güzel etmiş
Tallahi güzel etmiş
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler...

Musa Hub basariyolu.com
admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
1
Sponsored links
Alt 10-04-2007, 12:53   #2 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 8.035
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

yazan çok güzel yazmış, sizlerde bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim.
Allahü teâlâ yazandan, sizden ve bizlerden razı olsun. amin
__________________



Elini, sofranı ve kapını açık tut! Gözünü, dilini ve belini bağlı tut!
Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-12-2007, 18:08   #3 (permalink)
K@İZeN
Editör
 
K@İZeN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nerden: gönlümün uzandığı yerden....
Mesajlar: 4.215
K@İZeN isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
K@İZeN - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

çok önenli bir yazı teşekkürler..
__________________
''BU GÜN YAPMADIKLARIMIN GELECEKTEKİ SONUÇLARI NELER OLACAK?!!!...''
ÜŞENME-ERTELEME-VAZGEÇME
K@İZeN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23-05-2008, 23:01   #4 (permalink)
AŞKDAMLASI
Senior Member
 
AŞKDAMLASI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: Fatih'in Fatihinden
Mesajlar: 122
AŞKDAMLASI is on a distinguished road
Standart

emeğine sağlık, değerli adminim...

Yaşadığın hayat, bulunduğun andır..buna göre anı yaşamalıi anı bilmeliyiz, yoksaki bir saniye sonrasına güvencemiz yok..

aslında "Hepsi, Ondandır!" tevekülüyle bakabilmeli hayata, o zaman aydın ve güzel günler uzak değil, pekte yakın durur bizlere..



AŞKDAMLASI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-05-2008, 17:31   #5 (permalink)
samet
Yeni Üyemiz
 
samet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 4
samet is on a distinguished road
Standart

“Fakir bir genç geceleyin kulübesinde uyurken, uyku ile uyanıklık arasında odasının ışıkla dolduğunu gördü. Gaipten gelen bir ses ona şöyle dedi: “Bundan böyle Allah için çalışacak ve kulübenin önündeki büyük kayayı bütün gücünle iteceksin!”
Bunun Allah’tan gelen bir emir olduğuna inanan adam, ertesi sabah kayayı itmeye başladı. Daha ertesi gün, ve izleyen haftalar, güneşin doğuşundan batışına kadar taşı itti durdu. Aylar süren uğraşı sırasında kaya yerinden bile kımıldamadı. Adam gece kulübesine yorgun-argın dönerken, gününün boşa geçtiğini düşünmeye başladı.

Gencin şevkinin kırıldığını hisseden şeytan, kalbine vesveseler vermeye başladı: “Ne kadar zamandır bu kayayı itip duruyorsun, bir milim bile kımıldamadı. Kendine bunun için niye yazık ediyorsun? Onu yerinden oynatman zaten mümkün değil, vs.”
Böylece, gence görevi yerine getirmesinin imkansız olduğunu, dolayısıyla başarısızlığa uğradığı duygusunu aşılamaya çalıştı. Bu tür düşünceler onun şevkini daha da kırdı ve ümidini gitgide yitirdi. “Doğru ya, kendimi bu iş için niye paralıyorum ki?” diye kendi kendisine söylendi. “Bundan sonra azıcık bir kuvvet harcayacağım, nasıl olsa koca kaya yerinden kımıldamayacağına göre.” Ellerini kaldırdı ve şöyle yakardı:

“Allahım, uzun zamandır durmadan dinlenmeden Senin dediğin gibi hareket ettim. Bütün gücümle istediğin şeyi yaptım. Her gün yoruluyorum, ama kayayı bir milim bile kımıldatamıyorum. Neden böyle? Niçin başaramıyorum?” Gaipten şefkatli bir ses cevap verdi: “Ey kulum, Uzun zaman önce sana emrime uymamı istediğimde kabul etmiştin. Sana görevinin kayayı bütün gücünle itmek olduğunu söylemiştim, ve sen de yaptın.
Ben sana hiçbir zaman onu yerinden oynatmanı beklediğimi söylemedim ki! Senin görevin onu itmekti. Şimdi gücünün tükendiğini, başarısızlığa uğradığını söylüyorsun. Kendine bir bak bakalım. Pazuların güçlendi, sırtın ağırlığa dayanıklı hale geldi, bacakların çelikleşti. Taşı itmeye başladığından çok daha kuvvetlisin şimdi. Evet, kayayı kımıldatamadın. Ama senden istenen, emre itaat etmen ve onu sadece itmendi. Kayayı yerinden oynatacak olan Ben’dim.”

Hatasını anlayan genç, ertesi gün kendi görevinin kayayı yerinden oynatmak değil, onu var kuvvetiyle itmek olduğunu düşüne düşüne, verilen görevi yerine getirdi. İkinci gün, üçüncü gün derken, kaya birden yerinden kımıldadı. O zaman kayayı yerinden kımıldatanın kendisi değil Allah olduğunu anladı. Biraz daha uğraştığında, kaya biraz daha oynadı ve kenara yuvarlandı. Altından da kendisine ömür boyu yetecek kadar büyük bir hazine çıktı.”

hikaye çok güzel bende arkadaşlarıma anlatmak istiyorum bu hikayeyi. teşekkürler.
samet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21-07-2008, 18:40   #6 (permalink)
ceylannur
Özel Üyemiz
 
ceylannur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 12.079
ceylannur is on a distinguished road
Standart

sag ol emgine saglık paylasimin için
__________________











ceylannur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıAçık
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:34 . Powered by vBulletin® Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.0.0
Kişisel Gelişim -- Türkiye'nin En Kaliteli Kişisel Gelişim Platformu Kaizen OnlineAd Management by RedTyger