|
Süper Üyemiz
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 9.081
|
MUHAMMED ALEYHİSSELÂM PEYGAMBERDİR.
-6-
Muhammed aleyhisselâmın Peygamber olduğunu isbât eden yollardan ikincisi, peygamber olduğu bildirilmeden önceki ve Peygamberliğini bildirirken ve Peygamber olduğu anlaşıldıkdan sonraki hâllerini, güzel ahlâkını, hikmet dolu sözlerini incelemekdir. Meselâ, ne dünyâ işleri için, ne de âhıret işlerinde hiçbir zemân yalan söylememişdir. Ömründe bir yalan söylemiş olsaydı, azılı düşmanları, bunu her yere yaymak için, yarışırlardı. Peygamberliğinden önce ve sonra çirkin bir şey yapdığı hiç görülmedi. Ümmî olduğu hâlde [ya’nî kimseden birşey öğrenmediği hâlde], pek fasîh, ya’nî açık ve tatlı konuşurdu. Bunun için, (Bana cevâmi’ul kelim) verildi, buyurdu. [Cevâmi’ul kelim, az kelime kullanarak, çok şey anlatmak demekdir.] Allahü teâlânın, dînini bildirmek için, meşakkatlere katlandı. Hattâ, öyle oldu ki, (Hiçbir Peygamber, benim çekdiğim işkenceleri çekmemişdir) buyurdu. Bunların hepsine katlandı. Vazîfesinde hiç gevşeklik göstermedi. Düşmanlarına gâlib gelip, insanların hepsi emrine girince, güzel ahlâkında, merhametinde, tevâzu’unda hiç değişiklik olmadı. Ömrünün her zemânında, herkesin gönlünü alırdı. Kendini kimseden üstün görmezdi. Ümmetinin hepsine baba gibi çok şefkâtli idi. Aşırı merhametinden dolayı, kendine (Fâtır) sûresinin, (Onların yanlış hareketlerinden dolayı üzülme!) meâlinde olan sekizinci âyet-i kerîmesi ve (Kehf) sûresinin, (Onların yanlış işlerine üzülüp kendini helâk mı edeceksin?) meâlinde olan altıncı âyet-i kerîmesi geldi. Cömerdliği hadden aşmış idi. Bunu frenlemesi için, (İsrâ) sûresinin, (Malının hepsini verecek kadar eli açık olma!) meâlinde olan yirmidokuzuncu âyet-i kerîmesi geldi. Dünyânın geçici ve aldatıcı güzelliklerine hiç bakmazdı. Peygamberliğini bildirmeğe başladığı zemânlarda, Kureyşin ileri gelenleri, yanına gelip, (Sana istediğin kadar mal verelim. İstediğin kızı verelim. İstediğin yere başkan yapalım. Bu işden vazgeç!) dediler. Yüzlerine bile bakmadı. Fakîrlere ve kimsesizlere karşı merhametli, mütevâzı’, mal ve mülk sâhiblerine karşı ise, ağır başlı ve ciddî idi. (Uhud gazvesi) ve (Hendek ya’nî Ehzâb gazvesi) ve (Huneyn gazvesi) gibi en ümmîdsiz muhârebelerin en korkunc zemânlarında bile, hiç geri dönmedi. Bu da, mubârek kalbinin
kuvvetini ve cesâretinin derecesini göstermekdedir. Allahü teâlânın koruyacağına, meselâ, (Mâide) sûresinin yetmişinci âyetindeki (Allahü teâlâ, seni insanların zararlarından korur!) meâl-i şerîfi ile va’de tam inanmış olmasaydı, böyle hârika kahramanlık göstermesi imkânsız olurdu. Hâllerin, şartların değişmesi, Onun güzel ahlâkında, herkese karşı olan davranışlarında, ufak bir değişme yapmadı. İnsâflı ellerin yazdıkları doğru, tarafsız târîhleri okuyanlar, bu yazdıklarımızı dahâ iyi anlar. Bunlardan biri, peygamberlik için vesîka değil ise de, ya’nî bir kimsenin, bu üstünlüklerden biri ile başkalarından ayrılması, onun peygamber olacağını göstermez ise de, bu üstünlüklerin hepsi, ancak peygamberlerde toplanır. Bu üstünlüklerin hepsinin Muhammed aleyhisselâmda toplanması, Onun, Allahın peygamberi olduğunu gösteren vesîkaların kuvvetlilerindendir.
[Muhammed aleyhisselâmın güzel hayâtını okuyup anlamak isteyenlere, latin harfleri ile yazılmış türkçe (Kısas-ı Enbiyâ) ve (Mevâhib-i ledünniyye) kitâblarını okumalarını tavsiye ederiz.
(Se’âdet-i Ebediyye) kitâbının türkçe ve ingilizce birinci kısmlarında da (Hilye-i se’âdet) başlığı altında uzun yazılıdır.]
Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-300
__________________
Mutluluk insanı tatlı yapar...
Başarı ışıltılı...
Zorluklar güçlü...
Hüzün insanı insan yapar,
yenilgi mütevâzı...
|