Tekil Mesaj gösterimi
Alt 16-07-2008, 12:37   #8 (permalink)
dutkmd
Süper Üyemiz
 
dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 9.080
dutkmd is an unknown quantity at this point
dutkmd - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart eshabi kiramin ustunlugu-5‏

HAK SÖZÜN VESİKALARI -73


ÜÇÜNCÜ CİLD, YİRMİDÖRDÜNCÜ MEKTÛB.

5


Süâl: Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” vefâtından sonra, Eshâb-ı kirâmdan birkaçının doğru yoldan ayrıldıklarını, bozulduklarını ve halîfe olmak için makâm ve mevki’ elde etmek için, kötü yollara sapdıklarını ve hazret-i Alînin “kerremallahü teâlâ vecheh” hakkı olan hilâfetini Ondan kapdıklarını söyliyenler ve yazanlar oluyor. Hattâ, içlerinde kâfir olanlar da varmış. Bu sözlere ve yazılara göre, Eshâb-ı kirâmdan birçoğunun, Cennetden mahrûm kalacağı anlaşılıyor. Çünki, Sahâbîlik şerefine kavuşmak için, müslimân olmak lâzımdır. Müslimânlıkdan çıkdığı, doğru yoldan ayrıldığı söylenen kimsede, Sahâbîlik şerefi kalır mı?
Cevâb: Üç halîfenin “radıyallahü teâlâ anhüm” Cennete gidecekleri, sahîh hadîslerle bildirilmişdir. Bu hadîs-i şerîfler karşısında, kimse birşey söyliyemez. Bunların küfre kayması, kâfir olması, doğru yoldan sapmaları düşünülemez. Bundan başka hazret-i Ebû Bekr ile hazret-i Ömer “radıyallahü anhümâ” Bedrgazâsında bulunmakla şereflenmişlerdir. Bedr gazâsında bulunanların geçmiş ve gelecek bütün günâhlarının afv edileceği hadîs-i şerîflerde bildirilmişdir. Bu iki halîfe, Bî’at-i rıdvân sözleşmesinde bulunmakla da şereflenmişlerdir. Bu sözleşmede bulunanların hepsinin Cennete gidecekleri de, sahîh hadîslerle bildirilmişdir. Hazret-i Osmân, Bedr gazâsında bulunmadı ise de, Resûlullah Ona Medînede kalarak zevcesi olan, [Resûlullahın kızı] hazret-i Rukayyenin hastalığının tedâvîsine çalışmasını emr buyurmuşdu. Bedrde bulunanların kavuşacaklarına kendisinin de kavuşacağını bildirmişdi. Bî’at-i rıdvân sözleşmesinde de, Onu Mekkelilere vazîfe ile göndermişdi. Onun yerine kendisi bî’at buyurmuşdu. Bunu herkes bilmekdedir. Bu üç halîfenin büyüklüğünü Kur’ân-ı kerîm de bildiriyor. Derecelerinin yüksekliğini âyet-i kerîmeler haber veriyor. Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden anlamıyan zındıkların kuru inâdlarının hiçbir değeri yokdur. Şeyh Sa’dî hazretleri, (Gülistân) kitâbında buyuruyor ki, nazm:
Bir kimse ki, Kur’ândan, hadîsden anlamaz,
Cevâb vermemek gibi, ona cevâb olmaz!
Hazret-i Ebû Bekre dil uzatan zındıklara yazıklar olsun! O büyük Sahâbîde küfr ve dalâlet şübhesi olsaydı, Resûlullahın binlerce Sahâbîsi, ilmleri ve adâletleri ile sözbirliği yaparak, Onu Resûlullahın makâmına geçirmezlerdi. Hazret-i Ebû Bekrin halîfeliğini kabûl etmemek, zemânların en iyisi olduğu hadîs-i şerîfde bildirilmiş olan, o zemânki, otuzüçbin kişiye inanmamak olur. Azıcık düşünebilen kimse, böyle yanlış bir söz söyliyemez. Otuzüçbin müslimânın yanlış bir işde sözbirliği yapdığı ve sapık, bozuk birisini Resûlullahın yerine koyduğu bir zemân, zemânların en iyisi olmak şöyle dursun, iyi bir zemân bile olamaz. Böyle olduğunu bildiren hadîs-i şerîf, [hâşâ] saçma bir söz yapılmış olur. Böyle söyliyen, böyle yazan zındıklara Allahü teâlâ akl versin, insâf versin de, din büyüklerine dil uzatmakdan vaz geçsinler! Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” sohbetinin, terbiyesinin kıymetini anlasınlar!



Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-270
__________________
Click the image to open in full size. Click the image to open in full size.

Mutluluk insanı tatlı yapar...
Başarı ışıltılı...
Zorluklar güçlü...
Hüzün insanı insan yapar,
yenilgi mütevâzı...
dutkmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla